Diyabet: Koyunları saymanın bedeli mi?


საკვანძო სიტყვები: შაქრიანი დიაბეტი
Kötü uyku diyabet riskini artırır mi? Uyku ve metabolik denge arasındaki ilişki bir çok çalışma tarafından incelenmiştir. Küresel düzeyde diyabet vakalarında artış yaşanırken, bunun arkasındaki mekanizmaların incelenmesi çok önemlidir.

Diyabet ve obezite tüm dünyada uzun vadeli morbidite ve mortalitenin önde gelen nedenleri arasındadır. Sadece İngiltere'de, diyabet tanısı insanların sayısı 1996 yılında 1.4 milyondan 2010 yılında 2,6 milyona çıkmıştır. Bu rakamlar artış gösterirken altta yatan nedenleri belirleme ihtiyacı açıktır.

Çeşitli çalışmalar, uyku süresi, kalitesi, günlük ritim bozuklukları ve Tıp 2 Diyabet (T2D) gelişme riski arasında bir bağlantı ortaya çıkarmışlardır. Ama bu ilişkinin doğası nedir? Kötü uyku T2D'ye yatkınlık mi kazandırıyor, yoksa sadece diğer bazı temel morbidite belirtisi mi?

Bu soruları cevaplamak için, araştırmacılar, onlara farklı uyku düzenleri uygulamak ve ardından gelen metabolik etkilerini araştırmak için, sağlıklı katılımcılara başvurdular. Böyle bir çalışma, 1990'ların sonlarında Karine Spiegel başkanlığındaki grup tarafından gerçekleştirildi. Sıkı laboratuvar koşullarında, sağlıklı erkek katılımcılara ardarda altı gece sadece dört saat uyku dahil olmak üzere farklı uyku koşulları oluşturdular. Hem kalori ve besin alımı, normal uyku sürelerindekiyle aynı olmasına rağmen, uyku kısıtlamasinin bozuk glukoz metabolizmasına ve insülin duyarsızlığına yol açtığını buldular.

Bu bulgular, kısa süreli uyku kısaltma (ardarda 5-14 gece) uygulanan sağlıklı gönüllüleri kullanan pekçok çalışma tarafından da desteklendi. Glukoz tolerans testleri insülin düzeylerinde telafi edici bir artış olmadan, insülin duyarlılığının 18-24% oranında azaldığını göstermiştir.

Yani metabolik sağlığı korumak için tüm günü yatakta mi geçirmemiz gerekir? Gerek yok. İlginçtir, diyabet ve uyku süresi arasındaki bağlantıları araştıran birçok çalışma hem uzun (gecede altı saatten fazla) hem de kısa uyku süresinin yüksek T2D gelişme riski ile bağlantılı olduğunu gösterdi. Açıkçası, toplam uyku süresi, bu denklemde tek faktör değildir.

diyabet.jpg

Miktar ve Kalite

Kesin olmamakla birlikte, kendi içinde uyku süresi mutlaka önemli faktör değildir. Obstrüktif Uyku Apne Sendromu (OSAS) olan hastalar – üst solunum yollarının tıkanması sebebiyle periyodik olarak nefes alıp vermenin bir seferde 20-40 saniye kesintiye uğraması ile ilgili tıbbi bir durum- genel olarak daha uzun uyku süreleri rapor ederler, fakat uykuları tekrar eden hypoxia nedeniyle kesintilidir. Sağlıklı insanlarda dahi, yatakta geçirilen zamanın gerçek uyku süresi zannedilmesi sebebiyle, denegin kendi bildirdiği uyku süresi güvenilir değildir. Bu nedenle uyku kalitesinin, diğer bir deyişle uyku döngüsü içerisindeki farklı aşamaların incelenmesi bir zorunluluktur.

Derin Dalga Uyku (SWS) bozukluğu bu bağlamda önemli bir faktör olarak ortaya çıkmıştır. Ayrıca 'derin uyku' olarak bilinen SWS, beynin glikoz kullanımının minimum düzeyde olduğu uyku durumudur. Uykunun her aşamasında damariçi glukoz infuzyonu kullanan çalışmalar glikoz toleransınin SWS sırasında en düşük seviyede olduğunu göstermektedir. Bu uyku aşamasının önemine ait ipucu sık uyku kesintileri nedeniyle OSAS hastalarında genellikle ortaya çıkmasıdır. Sıklıkla, bu hasta gruplarında SWS bozukluğu ve glukoz metabolizması hasarı arasındaki ilişkiyi gösterecek şekilde hem obezite hem de T2D vaka oranları daha yüksektir.

Erkenci Kuşlar ve Gece Kuşları

Uyku süresi ve kalitesi metabolik denge üzerinde bir etkiye sahip tek faktör değildir. Saat genleri neredeyse tüm memeli hücrelerinde bulunur – aydınlık karanlık döngüsü tarafından etkilenen ve aktivite ve inaktivite aşamalarını control eden bir çeşit biyolojik saat gibi çalışırlar. Benzer şekilde, günlük döngüler karmaşık bir şekilde enerji kullanımı ve depolanması ile ilgili metabolik düzenleme ile ilişkilidir. Glukoz toleransı, insülin duyarlılığı ve glukoz ve insülin plazma seviyeleri, gün boyunca karakteristik değişimleri sergilemektedir ve günlük ritim ile bağlantılıdır. Ancak, ya altta yatan biyolojik saatin bozukluğundan, ya da etkinlik döngüleri ve çevre koşullardan etkilenerek bu ritim bozulmuş olabilir. Değişen yaşam tarzları bu kaliplarda günlük sapmalara sebep olan kaymalara neden olur.

Son kanıtlar günlük sapmaların metabolik denge üzerinde önemli bir etkisinin olduğunu göstermektedir ve T2D'e yatkınlık oluşturabileceğini düşündürmektedir. Vardiyalı çalışan işçiler sık sık kan şekeri ve lipid metabolizması değişiklikleri gösterirler ve yüksek metabolik sendrom, T2D ve obezite riski taşırlar. Ayrıca, bozulmuş uyku ve günlük ritim değişiklikleri genellikle obez ve diyabetik hastalarda gözlemlenir. Saat-Gen mutasyonları gösteren fareler üzerinde yürütülen bir çalışma sadece günlük davranıştaki anlamlı bir değişikliği değil aynı zamanda glikoz ve lipit metabolizması bozuklukları ortaya koymuştur.

Uyku Esnasında Vücutlarımız

Peki uyku döngüsündeki değişimler metabolik değişiklikleri nasıl yaratıyor? Bu sorunun cevabı farklı faktörlerin bir karışımı gibi durmakta. Kesintiye uğrayan uyku Merkezi Sınır Sistemi aktivitesinde genel bir artışa yol açar. Bu, karaciğer ve kaşlarda ektopik yağ depolarına sebep olan ve insülin salgılanmasına engel olan plazmadaki serbest yağ asitlerinin artması ile ilintilidir. Ayrıca, biyolojik saatlerimiz bizim günlük aktivite döngüsü için gerekli enerjinin harcamasını ve depolanmasını optimize etmek için tasarlanmıştır. Bu nedenler, alınan yiyecek miktarını regüle etmekten sorumlu hormonların seviyeleri ile günlük döngüler yakından ilintilidir. Problem bizim gece, iş ve sosyal hayatımızın doğal aydınlık/karanlık döngülerine bağlı olmaktan çıkması ve bunin bizim biyolojik saatlerimizde hasara yol açmış olmasıdır. Ek olarak, uyku kisitlamasinin kendisi açlık hissi duymamızı sağlayan bir hormon olan ghrelin'in seviyesinin artmasına, aynı zamanda da, iştahımızı kısıtlayan bir hormon olan leptin seviyesina azalmasına sebep olduğu gösterilmiştir. Diğer bir deyişle, daha az uyursak, daha fazla açlık hissederiz. Aslında, uyuyamama daha yüksek seviyedeki fiziksel aktiviteye sebep olmak zorunda değil- tabii ki tam tersi. Bu, kilo artışı ile sonuçlanan, azalmış aktivite ile birlikte artan enerji alımının bir kısır döngüsüne neden olabilir; yüksek T2D gelişme riski ile sonuçlanan yüksek BMİ ve hatta obeziteye sebep olabilir.

Değişen uyku ve aktivite duzenlerimizin metabolik sağlığı nasıl etkilediğini tam olarak bilemiyor olsak da, bugüne kadar sunulan kanıtlar sağlıklı kalabilmek için uykusuzluk ve kötü uyku ile mücadelenin önemini vurgulamak için yeterince güçlü. Dünya çapında uyku bozuklukları, obezite ve diyabet yaygınlığı göz önüne alındığında, hem kamu sağlığı hizmetleri, hem de hasta sağlığı açısından mücadele için elimizden gelen her şeyi yapmamız gerekiyor.

Kaynaklar :

1) http://www.em-consulte.com/article/952103/alertePM

2) Impaired Glucose Intolerance in Sleep Disorders ; US National Libary of Medicine ; http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC283047...

3) Impact of Sleep Dept on Metabolic and Endocrine Function, Lancet Oct 1999;354:9188 (1435-http://www.thelancet.com/journals/lancet/article/P...


კომენტარები

Loading...

ავტორი

ორთოპედია და ტრავმატოლოგია და 40 უფრო

მომიჯნავე სტატიები